©KentSanat Akademi 2019

0216 575 2550 - 0532 547 2276

Derin Bayhan ile caz üzerine samimi bir sohbet

Ulusal ve uluslararası sahnelerdeki özgün ve özel projelerde sıkça adına rastladığımız, müzik yaşantısını uzunca bir süre Londra'da sürdürdükten sonra yurda dönen davulcumuz Derin Bayhan ile samimi bir sohbet gerçekleştirdik. 

2003 yılında İstanbul Bilgi Üniversitesi Müzik Bölümü'nde tam bursu olarak okurken, ben de aynı kurumda Doruk Öztürkcan'dan dersler alıyordum ve tanışmıştık, yıllar çabucak geçiveriyor!.. Görüşmeyeli 15 yıl olmuş, neler yaptın bu süreç içinde? 

İstanbul Bilgi Üniversitesi Müzik Performans bölümününde İlhan Usmanbaş, Ali Perret, Ricky Ford, Donavan Mixon, Francesco Martinelli, Can Kozlu ve Cengiz Baysal gibi önemli besteci-müzisyenler ve eğitimcilerle beraber çalışma şansını yakaladım, biliyorsun aynı zamanda ses mühendisliği alanında da çalışmalarımı sürdürüyordum. Ardından Berklee College of Music'de iki senelik Audio-Production for Film & TV bölümünü tamamladım. Londra ve Türkiye'de çok sayıda kısa, uzun filmler ve belgesellerde çalışmalar yaptım, bu çalışmalar halen bir yandan devam ediyor. 

Görüşemediğimiz süre zarfında seni pek çok albümde dinleme fırsatımız oldu, hem müzikalite hem de kayıt kalitesi olarak oldukça güzel projelerdi!.. Sarp Maden Quartet ile Durmaksızın, Durgun Sular ve Bilinmez, Yavuz Akyazıcı ile Turkish Standards Volume 1 & 3 ve Bridge, Birsen Tezer'in 2. Cihan ve Gürol Ağırbaş'ın Bas Şarkıları 3... Şu anda yer aldığın albüm kayıt projeleri var mı? 

Geçtiğimiz günlerde Yavuz Akyazıcı'nın Turkish Standards 3 albümü kayıtları bitti, tahminim Ocak ayında çıkacaktır. Aynı zamanda bahsettiğin gibi hali hazırda çıkmış olan projelerin konserleri devam ediyor. Bu aralar özellikle Gürol Ağırbaş Bas Şarkıları 3 projesi ile konserlerimiz oluyor. Çok özel bir albüm oldu, umarım hakettiği ilgiyi daha da fazlasıyla görmeye devam eder. Önümüzde de bir ara Birsen Tezer’in üçüncü albümü ve diğer projemiz Eastern Standart’ı gelecekte kaydedeceğiz diye düşünüyorum.

Ses mühendisliği alanı da senin için oldukça özel, iyi bir albüm kaydında olmazsa olmazların nelerdir?

 

Hayatıma on sene önce giren bir konu bu. O zamanlar Sarı EV’de edit yaparak başlamıştım. Sonra o konu genişledi sürekli, birçok albüm prodüksiyonu olduğu için ben de vokal ve diğer enstrümanların melodyne’nını (bir çeşit edit programı) yapmaya başlamıştım. Sonra kayıt almaya ve en son bir senedir de mix yapmaya başladım. 

İyi bir albüm kaydı dediğimiz şeyler için aslında çok temel şeyler gerekiyor. İyi bir oda, iyi enstrümanlar, iyi mikrofonlar, iyi ses mühendisleri ve iyi müzisyenler. Bunlar olduktan sonra iyi bir albüm kaydı olmaması neredeyse imkansız. İşin teknik tarafına istersen burada hiç girmeyelim. Çok uzun ve meşakkatli bir iş ama en temel gereksinimler karşılandığı zaman da bir o kadar zevkli bir süreç. 


Türkiye'deki kayıt kaliteleri, yurt dışında yapılanları yakaladı mı, neler söylemek istersin? 

Herkesin bu soruya cevabı farklı olabilir tabii, çünkü tecrübeler ve eski yeni deneyimler çeşitli olacaktır. 50’ye yaklaşık albüm kaydında davul çalma şansım oldu. Çok çeşitli deneyimler yaşadım. Bazıları çok iyi bazıları ise gerçekten hayal kırıcı oldu. Sanırım şöyle özetleyebilirim: Şimdi alınan kayıtların iyi olanları, 20 sene öncesine göre çok daha iyi. Özellikle de insanların ev stüdyosu kurabilmesi, aletlerin yazılım olarak da çok daha gelişmesi ve tabii ki internet, kayıt teknikleri ve teknolojileri paylaşımlarının sanırım bunda çok büyük bir rolü var. Şunu unutmamak gerekiyor, her kayıt farklı, her müzik de farklı, dolayısıyla kayıtlara da ezbere değil düşünerek ve özenli yaklaşılması gerekiyor. 


Müzik yaşamında kendine örnek aldığın sanatçılar oldu mu? 

Herkesi farklı özellikleri ile seviyorum ve ilgi duyuyorum. Dönem dönem çeşitli sanatçılara ilgi duyuyorum zaman geçtikten sonra da başkalarına. O yüzden isim vermek yerine naçizane herkese açık olabilmeye çalışmayı öneririm. 


Biraz da İngiltere yıllarından bahsedelim. Londra’da dünyaca tanınan saksafoncu Gilad Atzmon’un ekibine ve Grammy ödüllü Swing ekibi Puppini Sisters’a dahil olmuştun. Her iki ekiple İngiltere ve Avrupa’nın önemli caz kulüpleri ve festivallerinde sahne aldın. Londra'ya geri dönme düşüncen var mı ya da sık sık gidiyor musun? 

Şimdilik buralardayım. Oradaki arkadaşlarımla iletişimim devam ediyor. İki ay önce Puppini Sisters ile Fransa’da çaldım, önümüzdeki dönem oradaki arkadaşlarımdan iki tanesi İstanbul’a gelecekler burada da çalacağız. Şu an için buradaki projeler ve müzikler daha fazla ilgilimi çekiyor, açıkçası burada yaptıklarımızı yurt dışına taşımayı hedefliyorum. 

Bunca yoğunluğun arasında aynı zamanda eğitimler de vermektesin. Son dönemde yeni açılan KentSanat Akademi'nin eğitim kadrosu arasında yer alıyorsun. Genç davulcu adaylarına nasıl bir yol izlemelerini tavsiye edersin? 

Öncelikle KentSanat Akedemi’ye katıldığım için çok mutluyum. Bir yerde sadece ders verebilmek değil aynı zamanda yaratıcılığın her alanında, insanlara destek verebilecek ve farklı bakış açıları kazandırabilecek bir yapıda olduğum için çok mutluyum. 

Davula yeni başlayacaklar için artık kaynaklar çok fazla ve çeşitli. İlgi duydukları her hangi bir alanda sayısız eğitim video ve audio book’lar var. Dikkate alınması gereken bir önemli konu, iyi bir eğitmenle çalışırsanız yönünüzü bulmanız o kadar rahat olur diye düşünüyorum. O yüzden kendi zevkleriyle öğrenebilecekleri her konuyu aynı zamanda da bir eğitmenle güçlendirmelerini tavsiye ederim. Tabii ki davulun bir müzik enstrümanı olduğunu, bir spor aleti olmadığını algılayıp bol bol müzik dinlemelerini öneriyorum. 


Caz müziği adına ülkemizdeki yeni nesil sence nasıl? 

Yanlış bir şey söylemek istemem, bir süredir buralarda değildim. Ancak zaman zaman birkaç isim duyuyorum. Maalesef oldukça az kişi caz ya da türevi müziklere ilgi duyuyor gibi geliyor. Biraz üzücü bir durum tabii, umarım değişir. 

Ülkemizdeki caz müziği eğitimi hakkındaki düşüncelerini rica edebilir miyiz? 

Ülkemizde caz müziği eğitimi Bilgi Üniversitesi ana yönetiminin, o dönem kararıyla uzun bir süre durdu. 2005 yılından sonra Hacettepe ve Bilkent’in denemeleri oldu. Bahçeşehir Üniversitesi’nin bir sertifika programı var, halen işliyor. Ancak konservatuvar hepimizin bildiği gibi çok daha kapsamlı ve etkili bir eğitim merkezi. Hem öğretmenleri hem de öğrencilerin sürekli bir araya gelip fikir alışverişinde bulunup çalabildiği bir ortam. Şu an iki tane çok önemli merkez var. Bir tanesi İzmir Yaşar Üniversitesi diğeri de İstanbul Üniversitesi Kadıköy Konservatuvar’ı bünyesindeki caz bölümü. Her iki yerde de ömürlerini müziğe adamış çok önemli müzisyen/eğitimciler var. Şu an liseden mezun olan insanlar lisans programları için buraları tercih edebilirler. Ne kadar çok ilgi olursa, yönetimler de aynı oranda eğitim kalitesini yüksek tutabilirler diye düşünüyorum.

Ahu Ünalp - Andante - 05.12.2018