Ceyda Karlı ile illüstrasyon üzerine bir sohbet

Event

İllüstrasyonlarında temel olarak suluboya olmak üzere karışık teknik çalışmalar yapan, çeşitli yayın evlerinde çocuk kitaplarında illüstrasyon çalışmaları yapmaya ve aynı zamanda kendi çocuk kitapları üzerinde çalışmaya devam eden Ceyda Karlı, son iki yıldır görsel sanatlar alanında da eğitimler veriyor. Başarılı illüstrasyon teknikleriyle son dönemde ülkemizin dikkat çeken sanatçıları arasında yer alan Karlı ile samimi bir sohbet gerçekleştirdik.


Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

1987 yılında Kırklareli'nde doğdum. İstanbul Avni Akyol Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi Resim Bölümü, Eskişehir Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Animasyon ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne Dekor bölümlerindeki eğitimlerimden sonra çok çeşitli reklam ve film çekimlerinde kamera arkasında yer aldım, ancak bir süre sonra illüstrasyona ağırlık vererek çalışmalarımı bu yönde ilerletmeye başladım.

Çizim yeteneğinizi nasıl keşfettiniz ve her şey nasıl başladı? İlk çizimleriniz ne üzerineydi?

Çizim yeteneğimi ilk keşfeden kişiler tabi ki ailem oldu. Sanırım ilkokul yıllarımda defterlerimin
sayfalarında yazılardan daha fazla olan ufak tefek çizimlerim küçük ipuçları oldu kendilerine... Daha sonra ise bütün sanat yolumun başlangıcını yaratan Nevin Erbil öğretmenimin derslerine katılmaya başladım. İlk çizimlerim genel olarak en sevdiğim çizgi film ve oyun karakterleriydi. Değişen çok fazla birşey olmadı aslında, artık sadece kendi yarattığım karakterleri çiziyorum!

Çalışma süreciniz nasıl şekilleniyor?Aklınıza bir fikir geldiği anda malzemelerinize sarılır mısınız?

Başlangıç zihnimde oluyor. Gördüğüm ufak bir durum, bir olay, hoşuma giden bir an, aklıma çizmek istediklerimi getiriveriyor. İllüstrasyonun ve karakterlerin yansıtmasını istediğim duygu çıkıyor ilk olarak ortaya... Daha sonra kağıt ve kalemler devreye giriyor. Gerisi yeni karakterlerin aramıza katılması...


İllüstrasyon çalışmalarınız genelde çocuk kitaplarına mı yönelik?


Çocuk kitaplarına yönelik çalışmalar yapmayı seviyorum. Çizimlerimin stil olarak da bu alanda uygun görülmesi beni mutlu ediyor. Ancak özellikle çocuk kitaplarına göre çizimler yapmalıyım diye hareket etmiyorum. Bazen aklımda yarattığım karakterler, illüstrasyonlar ve hikayeler biraz daha konusu gereği, fantastik ve distopya başlıkları altında değerlendirilebilir. Bunlar daha kişisel çalışmalar oluyor. Tabi ki ileri de bunları da değerlendirmeyi umuyorum. Her ne kadar hala basım açısından çok kısıtlı bir alana sahip olsa da, yurt dışındaki gibi ülkemizde de biraz daha yetişkinlere yönelik bu tarz çalışmaların artabilmesini temenni ediyorum.



Kendinize örnek aldığınız sanatçılar var mı?

Tabi ki var. Özellikle ortaokul yıllarımda Nevin Erbil öğretmenimin evinde gördüğüm bir kitap beni çok etkilemiştir. Fikret Mualla’nın hayatını ve eserlerini içeren, sanatçı hakkında özel bir kitap. Hala çalışmalarına büyük bir zevkle bakarım. O kadar zorlu bir hayattan çıkan rengarenk çalışmalar...

Aklımda ve kalbimde çok büyük bir yere sahip bir diğer isim ise Hayao Miyazaki...
Animasyonlarının güzelliği tabi ki başka, fakat kendisine ait olan dört kitaplık resimli romanı Nausicaa of the Valley Of The Wind'dır beni ilk etkileyen. Çizimleri ve hikayeyi anlatması ve duygusu çok değerli benim için.

Yeni nesilden düşündüğümde ise özellikle çalışmalarıyla öne çıkan isim Anton Van Hertbruggen ve Benji Davies. Ama tabi ki çok fazla isim var, çocukluğumdan beri izlediğim animasyonların, oynadığım oyunların karakter tasarımcıları ve konsept artistleri saymakla bitmeyebilir...



Bir çizimi tamamlamak ne kadar vaktinizi alıyor?

Bu yaptığım işe göre şekilleniyor. Yansıtmak istediğim duyguya göre kağıt boyutu, renklendirme ve malzeme değişiyor. Fakat genel olarak farklılık gösteren zihinsel yaratım sürecini saymazsam, masa başında ilk gün çizim, ikinci gün de renklendirmeye oturuyorum, ancak renklendirme süreci bazen boşluklar isteyebiliyor.



İlham kaynaklarınız nelerdir?

Çok ufak, önemsiz görünen durumlar diyebilirim. Daha önce de belirttiğim gibi yaşadığım bir an, gördüğüm bir eşya ya da bir bitki bile aklıma bir şeyler getirebiliyor. Daha çok durumların bende uyandırdığı hissiyat benim kaynağım diyebilirim.



Üretkenliğinizi-yaratıcılığınızı en çok geliştiren deneyimleriniz nelerdir?

Bu konu çok bütünsel. Çocukluğumdan itibaren yapmaktan hoşlandığım, izlediğim, okuduğum her şey. Ama tabi ki ortaokuldan sonra liseyi yatılı okumak başlıca deneyimlerimden diyebilirim. Şöyle ki; her ne kadar okul ortamımız, sanattan gerçekten uzak olan bir kişinin okul müdürü olarak atanmasıyla baltalanmış olsa da, hayatımız okul binası içerisinde yatakhane ve atölyeden oluşuyordu. Çizim ise yapmaktan en büyük zevk aldığımız uğraşımız olması dışında, en büyük zihinsel kaçışımızdı aynı zamanda! Yarattığım karakterler ve onların dünyasıdır beni oralardan çekip çıkaran.

Çalışma ortamınızda “kesinlikle olmalı” dediğiniz şey nedir?

Kesinlikle olmalı dediğim tek şey huzur. Kendimi iyi hissettiğim her yerde çizim yapabilirim. Kağıtlarım, boyalarım, bilgisayarım ve müzik. Gerisi sadece onları koyabileceğim bir mekan ya da masa...

Türkiye’de illüstrasyonun yerini nasıl tanımlarsınız? Yurt dışı ile kıyaslama yapmanızı rica etsek...

Biz lisedeyken aynı düşünce yapısına sahip arkadaşlarla okuma şansımız oldu. Birbirimize severek okuduğumuz kitaplar, keşfettiğimiz yeni illüstratörler, oynadığımız oyunlardan bahsedip birbirimizi körüklerdik. Hepimiz inceleme fırsatı bulabildiğimiz zaman ise hakkında mutlaka oturup tartışırdık. Bulabildiysek diyorum çünkü o zamanlar böyle şeylere ulaşabilmek hiç kolay değildi. Belli bir kesime hitap ediyordu illüstrasyon...

Çocuk kitapları açısından bakacak olursam, sadece metni destekleyici bir iş olarak görüldüğünü hissettim önceki yıllarda, fakat şu an öyle değil. Yavaş yavaş çok daha bilinçli bir kitlenin işin başına geçmesiyle ki bunun içerisinde tabi ki editörler çok önemli bir yere sahip, artık ülkemizde de içerik olarak çok daha özgün işler görebiliyoruz. Sadece yurtdışından telif alıp basmayı tercih ettikleri işlerden bahsetmiyorum. Ancak yurtdışıyla kıyaslama yapmam gerekirse biraz daha yol yürümemiz gerekiyor. Özellikle illüstratörlere tanınan haklar, kendilerinden çalışmaları beklenen süreler ve olanaklar açısından ele alırsak.

Amatör olarak çizim yapmak isteyenlere tavsiyeleriniz var mı? Eğitim almak şart mı sizce?

Tabi ki, nasıl ki müzik alanında çalışmak isteyen öğrencilerimiz için teori dersi önemli, çizim konusunda da öğrenilmesi gereken teknik noktalar var. Onları aldıktan sonra gerisi pratik, çizmek ve daha çok çizmek!

Devam eden çalışmalarınız ve eğitmen kimliğiniz hakkında biraz bilgi verebilir misiniz?

İllüstrasyon çalışmalarım devam ediyor. Sürekli bitmek bilmeyen, gelişen bir yolculuk... Eğitmen olarak ikinci yılımdayım. Bu anlamda isteğim tek yönlü olmadan ilerleyebilmek. Çalışma programını hazırlarken, işin multidisipliner olduğunun farkında olarak hareket etmeye gayret ettik.
Biraz daha müzik çevresinde hareket ederek diğer disiplinleri ele alıyoruz. Bu şekilde çocuklarla ders işleyişimizde, çok yönlü düşünmelerini sağlamaya çalışıyorum. Mesela sevdikleri bir animasyondan bahsederken mutlaka müziklerini sorarım, açıp beraber dinleriz... Müzikteki duyguların renklere yansıması, çizgilere etkisi üzerine çalışmalar yaparız.

Aslında istediğim, resim açısından temel sanat eğitimini verirken, öğrencilerin dikkatini çekebilecek şekilde, tüm sanat dallarınınn iç içe olduğunu gösterebilmek. Bu yüzden derslerde bizi, bazen karakter çizimi yaparken, bazen dans ederken, bazen animasyon izlerken ya da ritim tutarak çizgi çalışmaları yaparken görmeniz mümkün!

Geleceğe dair planlarınız nelerdir?

İllüstrasyon konusunda kendimi çok daha fazla geliştirebilmek önceliğim. Şu anda üzerinde çalıştığım çocuk kitabı projelerim mevcut, onları içime gerçekten sinen bir şekilde hakkıyla bitirip, yeni dünyalardaki maceralara yelken açmayı hedefliyorum.

Ahu Ünalp